Kayıtlar

Amsterdam - Hollanda

Resim
Hollanda, sınırlarından itibaren hissettirdiği duygularla çok beğendiğim bir ülkeydi. Haritada görünce küçücük dediğim yere çok farklı hayatların sığması beklediğim bir şeydi dersem çok yanlış olur. Dilleri her ne kadar Felemenkçe olsa da İngilizce neredeyse herkesin bildiği, anadil gibiydi. Felemenkçe, Amsterdam özelinde garip olacak ama çok fazla duymasam da anladığım kadarıyla biraz kulak tırmalayan, kulağa çok da estetik gelmeyen bir dil. Buraya gelmeden önce kaba taslak fikirlerim olsa da tarihiyle ilgili çok fazla şey bilmiyordum. Ülkeye girişimi Almanya üzerinden trenle yaptım ve yol, gündüz vakti olmasından dolayı sadece seyretmekle geçmişti. Yemyeşil, düz ve çiftliklerden oluşan 1.5 saatlik yolculuktan sonra Amsterdam’a yaklaştığımızı başlayan kanallardan anladım aslında. Amsterdam-Centraal, varış noktası olarak belki de en iyi konuma sahipti; çünkü çıkar çıkmaz kendinizi şehrin göbeğinde buluyorsunuz. Ben gardan çıkar çıkmaz biraz büyülendim aslında. Burası gördüğüm çoğu şey...

Viyana - Avusturya

Resim
Avusturya Orta Avrupa’da bulunan deniz kıyısı olmayan bir ülke. Avrupa’da bulunup da ziyaret ettiğim ilk ülke oldu benim için. Resmi dili Almanca ama kendine has bir şivesinin olduğunu tahmin ediyorum. Havalimanından itibaren gözlem yapmaya başladım ve ilk anlarımdan itibaren gözüme çarpan ilk şey insanların ne neşeli ne de mutsuz olduğuydu. Sert ve soğuk olduklarıyla ilgili gitmeden önce birkaç yazı okumuştum ama dediğim gibi ilk gözlemim çok arada olduğuydu. Viyana Havalimanı Schwechat isimli bir bölgede yer alıyor, şehir merkezine gitmek için birkaç seçenek bulunuyordu; ben en uygun seçenek olan tren ve metro aktarmasını kullanmayı tercih ettim. Gişelerden bilet işlemlerini hallettikten sonra insanların İngilizceye hakim oluşları bir nebze dil sorunu olmayacağıyla ilgili içimde bir rahatlama oluşturdu. Kaldığım yer biraz merkez konum diyebileceğimiz bölgeden uzak olsa da (Meidling Hauptstraße) bir Viyanalı nerede yaşarsa öyle bir binaydı. Dışı, araştırmama göre Barok mimarisiyle gay...

Azerbaycan - Nahçivan

Resim
Azerbaycan'ın Nahçıvan bölgesine 2025 sonbaharında ziyarette bulundum. İlk yurt dışı deneyimim oldu bu. Aslında çok bir beklentiyle gitmesem de bazı yönleriyle beni gerçekten etkiledi. Iğdır üzerinden kara yoluyla geçtim. Iğdır kendi başına çok ayrı hisler uyandırmıştı bende. Ermenistan sınırından geçerken bazı noktalarda çok yakındaki Ermeni köylerini ve gözetleme noktalarını görebiliyordum. Her neyse, sınır geçişinde Türk tarafında sıkıntı yaşamasam da Azeri tarafının memurlarındaki soğukluk gerçekten ürkütücüydü. O anda benzer dillere sahip olsak da aslında farklı bir yerde olduğum hissini çok yoğun hissettim. Geçişimizi Dilucu Sınır Kapısı’ndan yaptık, onu da belirteyim. Merkeze doğru geçerken her evin önünde, hatta bazı evlerde kapının şeklini almış sarı borular dikkatimi çok çekti. Bunların doğal gaz boruları olduğunu sonradan öğrendim. Türkiye’deki gibi yer altından değil, yer üstünden gidiyormuş burada. Yolları gittikçe daha da genişleyen garip bir şekildeydi; çok alakasız ...

Hakkımda

Merhaba, ben Ahmet Can. 3. sınıf psikoloji öğrencisiyim. Okumayı ve özellikle yazmayı seviyorum; yazmaya gündelik yaşamımda bilinçli olarak yer ayırıyorum. Bu blogda psikoloji, insan deneyimi ve gündelik yaşam üzerine gözlem ve düşüncelerimi paylaşıyorum. İnsanın deneyimleyerek, gözlemleyerek ve yaşayarak hayatı anlamlandırdığına inanıyorum. Yeni yerler keşfetmenin ufuk açıcı gücüne, müziğin ve doğanın insan üzerindeki düzenleyici etkisine değer veriyorum. Doğada vakit geçirmekten, kamp yapmaktan ve balık tutmaktan hoşlanıyorum. Yazılarımı, sevdiğim şeyleri başkalarıyla paylaşmanın bir yolu olarak görüyorum. Bu sayfayı da bu niyetle kullanma amacındayım. İyi okumalar.